Home / KONUK YAZAR / MASKELER DE DÜŞER…

MASKELER DE DÜŞER…

Salgında sanatsız yaşayamadığımızı yeniden fark ettik…

 

Karantinada YouTube için ‘Maskeler de Düşer’ filmini çeken yönetmen, oyuncu, senarist Müfit Can Saçıntı, “Salgın bize kültür sanat olmadan yaşayamayacağımızı gösterdi” diyor

Mandıra Filozofu, Yaşamak Güzel Şey ve Babamın Ceketi filmleriyle bilinen Müfit Can Saçıntı, karantinada YouTube için film çekti: Maskeler de Düşer. Şu salgın günlerinde maskelerin çıkmaması en büyük temennimiz olmuşken Saçıntı, filmine verdiği ismi şu sözlerle anlatıyor: “İnsanlar kendilerini çok güçlü gördükleri zamanlarda da artık gizlenme gereğini bırakıp gerçek yüzlerini gösterebilir.”

Maskeler de Düşer, ‘YouTube’a özel ilk Türkiye yapımı film’ olma özelliğini taşıyor. Saçıntı’nın başrolde yer aldığı filmin diğer oyuncu kadrosu ise Fulden Akyürek, Sami Aksu ve Ömer Duran’dan oluşuyor. Filmi için “Self servis” benzetmesi yapan Saçıntı, “Her oyuncu kendi sahnesini çekti. Biz montajda birleştiriyoruz” diyor.

Saçıntı ile yeni filmini ve oyunculuk serüvenini konuştuk.

► Maskeler nasıl düşer?
İnsanların gerçek karakterleri olağanüstü hallerde ve zor dönemlerde ortaya çıkar. Mesela çok para veya çok parasızlık insanın maskesini düşürüp gerçek yüzünü gösterebilir. İnsanlar kendilerini çok güçlü gördükleri zamanlarda da artık gizlenme gereğini bırakıp gerçek yüzlerini gösterebilir.

► Filmin hikâyesinde korona salgını başrollerden biri olmuş. Böyle bir küresel salgının sanata yansımasıyla ilgili neler söylersiniz?
Çalışmak zorunda olmayıp eve kapanan insanlar şarkılar dinledi, kitaplar okudu, filmler ve diziler seyretti. Bilcümle kültür sanat eserlerine sarıldı. Yani bu salgın bize, alışveriş merkezleri olmadan, barlar lokantalar hatta futbol olmadan yaşayabileceğimizi ama kültür sanat olmadan yaşayamayacağımızı gösterdi. Ancak bunu herkes gördü mü emin değilim…

SELF SERVİS BİR FİLM OLDU

► Fimin çekimlerini nasıl gerçekleştirdiniz? Salgın koşullarında film çekmek nasıl bir deneyimdi?
Bu self-servis bir film oldu. Her oyuncu kendi sahnesini çekti. Biz montajda birleştiriyoruz. Tabii finalde ses tasarımı ve renkler profesyonel ellerden geçecek.

► YouTube için film çekmek nereden aklınıza geldi?
Çok sayıda sinema salonu olan işletmeleri için manidar bir tanımlama yapılıyor. “Sinema zinciri” deniyor. Bu zincir bazen bağımsız ve özgür film yapmak isteyenlerin elini kolunu zincirliyor. Bu açıdan YouTube’da veya internet üzerinde seyirci ile buluşmak o zincirleri kırmak demek. Bu ilk denemede filmin maliyetini karşılayacağımızı düşünmüyorum. Ama bu bir deneme… Bu deneme benim gibi sinemacılara yeni bir yol açacak. Belli bir alışkanlık olunca belki de, özgür ve bağımsız sinemanın yolu buradan geçecek.

► Zaten teknoloji ile birlikte gelen dijitalleşme sürecini salgının hızlandırdığı söylenebilir mi? Malum bu süreçte birçok içerik online olarak erişime açıldı.
Bu konuda insanın iki türlü ihtiyacı var. Film ile sinema ihtiyacı aynı şey değil. Sinema ihtiyacı, sosyalleşme ihtiyacı demek. Film ihtiyacı ise insanların duygu ve düşünce ihtiyacından doğar. Dijital ortamda film izlemek insanların film ihtiyacını karşılar ama sosyalleşme ihtiyacını karşılamaz. Konuya biraz buradan bakmak lazım.

RTÜK CEZA YAZAR MI KAYGISI YOK

► İnternete içerik üretmenin özgürlüğünü hissettiniz mi?
Göreceli olarak evet. Sonuçta dağıtım zincirleri patronlarına beğendirme gibi bir zorunluluğumuz yok. Sinema sahiplerine beğendirme zorunluluğumuz yok. Kanal ne der RTÜK ceza yazar mı kaygısı yok. Kültür Bakanlığı bandrol verir mi, eser işletme belgesi verir mi kaygısı yok. Daha ne olsun… Sadece burada filmi tanıtma ve duyurma problemimiz var. O yüzden sizin gibi gazetelere ve gazetecileri teşekkür ediyorum.

► Hem senaryosunu yazıp hem yönetip hem de oynamanın avantaj ve dezavantajları neler?
Bütçeye olumlu etkisi var. Daha az maliyetle film çekebiliyorum. Komik bir anımı anlatayım. Filmin bir sahnesinde üstüm çıplak görünüyor. Oyuncumuz Umut Oğuz bunu görünce “Kostüme para vermemek için çıplak mı oynuyorsun” diye sordu. (Gülüyor)


► Film ne zaman izlenebilecek?
Sanırım Temmuz ayında.

► ‘Mandıra Filozofu’ olarak anılıyor olmak size ne hissettiriyor?
Eşyanın tabiatına uygun bir şey. İnsanlar beni o filmlerle tanıdı. Jenerikteki isimleri pek akılda tutmuyorlar. Ben de işim dışında basında pek yer almadığım için çoğunluk ismimi ezberleyemedi. Bu çok normal. Bu ülkenin en meşhur sinemacısı Kemal Sunal ama hâlâ Şaban olarak anılıyor. Ben de ne çekersem çekeyim Mandıra Filozofu olarak anılacağım sanırım. Bunu kabullendim.

► Mandıra Filozofu rolünün sizi birebir yansıtmasının da bunda etkisi olabilir mi?
Mandıra Filozofu, Çocuklar Duymasın dizisinden çıktı. O dönemde diziyi yazan 3 kişiden biriydim. Dizi bu karakterle beraber 105 bölüm sürdü. Bazen arkadaşlarım “Kendi sahneni kendin yaz” diyordu. Yaklaşık 50 bölümünü ben yazmışımdır. Dolayısıyla tabii ki kendi fikirlerimi katarak yazdım. Film gereği olarak esprileri ve abartıları ayıklarsak kalan öz ile benim fikirlerim arasında paralellik var. Özetlemek gerekirse her inandığımı söyleyemedim ama inanmadığım hiçbir şeyi de söylemedim. Sonuçta o bir rol ve başka bir karakter ama düşüncelerimiz benziyor. Ruh ikiziyiz diyebilirim.

Espriden hapis yatılmasına gönlüm razı gelmiyor

Son dönemde birçok mizahçı gözaltı haberleriyle gündeme geldi. Ofansif mizah anlayışını siz nasıl değerlendiriyorsunuz?
Bence esprinin karşılığı espri olmalı. Bir düşüncenin cevabı karşı düşünceyle verilmeli. Bir esprinin bir düşüncenin karşılığı hapis cezası olmamalı. O ofansif esprilerden rahatsız olanları çok iyi anlıyorum. Seviyor ve saygı duyuyorum ama bir gencin biz beğenmesek bile bir espri yüzünden hapis yatmasına gönlüm razı olmuyor.

KAYANAK : BirGün Gazetesi …Işıl ÇALIŞKAN

Check Also

Korona kapitalizmi ve devrimci kötümserlik…

Konuk Yazar:  Foti Benlisoy   Umut, evet. Ama nasıl bir umut? Kötümserlik, evet. Ama nasıl …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir