Home / GÜNCEL / Cumartesi Yazıları / Cumartesi Yazıları…

Cumartesi Yazıları…

Her enginarın kalbinde bir bakla yatar!..

Covid19 / korona evde kal günleri devam ediyor. Hepimiz evdeyiz. Birikmiş ev işlerinin tamamlanması, hobilerin tekrar canlandırılması, kitap okumaları, bahçe işleri derken aslında zaman epey hızlı akıyor farkına varmıyoruz.

Temalı okumalar birbiri ardından biterken bunların bir kısmının yazıya dökülmesi elzem oldu. Sıraya koyduk bakalım.

Ahşap oyma işleri çıraklık dönemi çalışmalarıyla devam ediyor. Bu arada bahçedeki ahşap mobilyaların zımparalanıp, verniklenmesi bir başka iş olarak sürmekte.

Bir de bahçe işleri var; malum bahar hızla yaza evrilmekte. En geç üç hafta sonra buralar kavrulmaya başlar. Otlar kurur, doğa yeşilden sarıya dönüşür. İşte bu 20 günde hızla bitirilmesi gereken işler var. Çimlendirilmiş tohumlar çıktı çıkıyor. Bunları fide edip, toprağa vermek gerekir. Domatesler, biberler, bamyalar, fasulyeler…Çilekler çoktan dikildi. Hatta üzerinde meyve olanlar bile var. Kudret narı fide haline gelecek bu ayrı bir iş şimdilik. Bu sene onu da bahçeye katalım dedik.

Kış dikimi baklalar artık son demlerinde bir süre sonra onlar sökülecek yerine sebze fideleri dikilecek. Aslında enginarda dikmek gerekirdi nedense akıl edemedik. Artık seneye… Yoksa baklalara yazık olacak. Bilirsiniz “her enginarın gönlünde bir bakla yatar” derler… Bu ikiliyi birbirinden ayırmamak gerek.

Bahçenin yarı gölge kısmına maydanoz, roka ve dere otu tohumları serptik, lakin hala çıkmadılar. Büyük bir kısmını karıncaların götürdüğünü  düşünüyorum.

Geçen seneki çim çalışmasında da karıncalar epey tohum taşımışlardı.

Kızıyor muyum? Kızmıyorum elbette…

Öfke kontrolü hoş mizaç… Kötü günlerde kullanmak üzere bir köşeye koyduklarımdan bir kısmını kullanıyorum şimdi.

Hem nasıl kızayım ki; onlar salt karın doyurma yani ekmek peşinde…Tanıdığım iki ayaklı karıncalara hiç benzemiyorlar.

Korona karantinasından kaçan Hacı karıncalar,

Oruç Baba Türbesi’nde eş arayan dul/bekar karıncalar,

Sokağa çıkma yasağında aç kalırım korkusuyla market basan makarnacı karıncalar,

“Benim meleklerim var beni korur” diye kendini sokağa atan Azrail’i melekten saymayı akıl edemeyen cahil cesaretli karıncalar,

Dertleri insan olmayan ateş karıncaları,

İnsanına sahip çıkamayan ana karıncalar…

Yıllardan sonra londra’yı terk edip kaçan kraliçe karınca da var olmuyorsa dezenfektan içirelim diyen sarışın karıncalar da var…

Bir mikroskobik virüsün ettiğine bakın… Nasıl da deşifre ediyor her şeyi…

Elbette bu böyle gitmeyecek, değişecek pek çok şey.

Ne zaman mı?

Ekmeğinin peşindeki karıncalar yeter dediği zaman…

Kemal  ULUSALER

Check Also

Cumartesi Yazıları. 16 Mayıs 2020 Kemal Ulusaler

Sokak izni sohbetleri… “Taşra şehirlerindeki berberler zamanın orada kilitli kaldığı duygusu uyandırırlar bende. “ Murathan …

2 comments

  1. Saniye yalçın

    Elinize sağlık

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir