Home / BİZİM DENİZ / BODRUM’UN YEL DEĞİRMENLERİ…

BODRUM’UN YEL DEĞİRMENLERİ…

 

Yel değirmenleri, kırsalda üretilen tahılların öğütülüp un haline getirilmesinde kullanılan geçmiş dönemlerin birer ekonomik unsurlarıydı. Günümüzde bu işin un fabrikalarına devri ile yel yel değirmenleri tıpkı su değirmenleri gibi sembolik birer turizm objesi haline dönüştü. Yel değirmenleri, başta Hollanda olmak üzere pek çok ülkenin tanıtım amacıyla kullandığı, görsel ziyafet sunan ve iyi fotoğraf veren,  çevreyle barışık sembolik,  sevimli yapılardır. Dönen kanatlarıyla canlılık ve bereket sembolüdürler.

Bodrum yarımadasının tepelerini saran yel değirmenleri de bir dönemin vazgeçilmez mekânları arasındaydı. Şimdilerde Gümbet, Ortakent, Gürece, Gümüşlük, Yalıkavak ve diğer bölgelerde kaderine terk edilmiş, yıkılmaya yüz tutmuş harabeler halindeler. Bu güzelim mekanlar, pislik içinde, kırılıp, dökülmüş, ayakta kalan duvarlarına yazılar yazılmış, tahrip edilmiş, küskün, kırk bitkin bir haldeler.

Bodrum’un yel değirmenleri 1800’lü yılların ortalarında inşa edilmiş ve 1970’li yıllara kadar kullanılmış, özgün mimarileri ile yeniden hayat bulmayı bekliyor.

Yel değirmenlerinin başlıca malzemeleri, ahşap ve çok nadiren demir olmuş. Etrafı yöresel taşlarla çevrili bölgedeki yel değirmenleri, geleneksel yöntemler kullanılarak el emeğiyle yapılması açısından büyük değer taşıyorlar.

Yöresel taşlarla silindirik biçimde inşa edilmiş yel değirmenleri iki katlı olup, üst kata içeriden taş merdivene sahiptir. Yuvarlak kulenin tepesine de rüzgârın yönüne göre dönebilecek şekilde konik biçiminde bir çatı oturtulmuş. Çatı ile duvar arası yağlanmış ve çatının kolaylıkla dönmesine imkân oluşturulmuş. Yelken bezlerine rüzgârın gücü dolmuş ve rüzgârın çevirdiği pervanenin gücü ortaya çıkmış. Bu güçle de, değirmenin zeminine oturtulan sabit taşın üzerinde yer alan değirmen taşının çevrilmesi sağlanmış.

Sabit taşın üzerinde yer alan ve sürekli dönen taş, 20 cm. kalınlığında, 180 cm çapında olurmuş. Rüzgârın çok bol olduğu günlerde, yel değirmeni bir saatte yirmi teneke yani 320 kg. buğday öğütebiliyormuş. Verimli olarak konumlanan yel değirmenleri, günde yüz yirmi teneke yani 2 ton kadar buğdayı öğütebilirmiş. Rüzgârı iyi alan ve çok çalışan yel değirmenleri on iki ay boyunca çalışırmış. Değirmenlerde buğdayın yanı sıra arpa, mısır yarması ve bulgur da öğütülürmüş.

Bölgede yaşayan köylüler ürettikleri buğdayı tepelerdeki yel değirmenlerinde öğütürlermiş. Daha sonra katırlarla veya develerle kıyıya taşırlarmış. Kıyılarda bulunan taş fırınlarda, bu unlarla pişirilen ekmekler yapılırmış. Kıyıya yanaşan ve uzun süre denizde kalacakları için bolca ekmek stoku yapmak zorunda olan denizciler bu ekmekleri ( peksimetleri) alırmış. Dereköy Gümüşlük arasında Peksimet adlı bir yerleşim de bulunmaktadır. Elde edilen unların bir bölümü de karşı adalara satılırmış. Eskiden kalma fırınlarından biri Bodrumun Gümüşlük kıyısında duruyor.

Bodrum’un yel değirmenlerinden bir ikisi restore edilerek kullanıma açılmış durumda .

Yalıkavak beldesinde bulunan ve 1850 yılında Karaibrahimoğlu Mehmet Efendi tarafından yaptırılmış olan yel değirmeninde buğday öğütülerek un elde ediliyor.

Bodrum’un yel değirmenlerini Cevat Şakir’in romanlarında olduğu gibi salına salına dönerken görmek umuduyla…

Kemal Ulusaler     Şubat 2019

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir